Erich Fromm Sevme Sanati !!exclusive!!
Fromm’un psikolojik kuramının temelinde yatar. İnsan, doğadan kopmuş, bilinci olan bir varlıktır. Doğduğumuz andan itibaren kendimizi diğer insanlardan ve dünyadan ayrı, yalnız ve çaresiz hissederiz. Bu kopukluk, insan için en büyük kaygı kaynağıdır.
Bütünleşme arzusu, tek bir kişiyle derin birleşme.
Perhaps Fromm’s most counterintuitive insight is this: erich fromm sevme sanati
Erich Fromm, insanların çoğunun sevgiyi "sevilme sorunu" olarak gördüğünü, yani "nasıl sevilirim?" veya "nasıl çekici olurum?" sorularına odaklandığını belirtir. Oysa Fromm'a göre asıl sorun, yeteneğinin geliştirilmesidir.
Günümüzde (ve Fromm'un yazdığı dönemde) insanlar aşkı, kendilerine dışarıdan gelecek bir "şans" eseri, bulunması gereken bir nesne gibi algılarlar. Fromm'a göre ise sorun, "sevilecek doğru kişiyi bulmak"ta değil, "sevmeyi bilmek"tedir. Fromm, aşkı bir yetenek olarak ele alır ve bu yeteneğin, resim yapmak veya marangozluk gibi bir ustalık gerektirdiğini savunur. Fromm’un psikolojik kuramının temelinde yatar
"Sevgi, bir insana bağlılık değil, bir içsel tutum, bir karakter yönelimidir." — Erich Fromm
İlişkiler, karşılıklı pazar değerlerinin dengelendiği ticari işlemlere dönüşmüştür. Popüler psikolojinin sunduğu "sorunsuz ilişki formülleri" ve "çatışmasızlık" vaatleri, sevgiyi derinlikten yoksun, sahte bir sığınağa dönüştürür. Oysa gerçek sevgi çatışmaları dışlamaz; aksine, iki insanın birbirini dönüştürdüğü yapıcı çatışmaları bünyesinde barındırır. Sevgi Sanatının Pratiği Bu kopukluk, insan için en büyük kaygı kaynağıdır
Saygı, karşımızdaki kişiyi olduğu gibi görme, onun eşsiz bireyselliğini tanıma ve onu değiştirmeye ya da şekillendirmeye çalışmama yeteneğidir. Saygı duyulan kişi, bize hizmet etmesi gereken bir nesne değil, kendi yolunda büyüyen ve gelişen bir canlıdır.
"Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etkin (aktif) ilgidir. Bu etken ilginin bulunmadığı yerde sevgi de yoktur."
Most people rush into relationships because they cannot bear solitude. They cling, they fuse, they dissolve their identity into another. Fromm calls this “symbiotic union”—essentially a form of psychological parasitism. One person becomes the dominant (the sadist), the other the submissive (the masochist). Both believe they are close; in truth, neither is free.